5746 ve 4691 Sayılı Kanunlar Kapsamında Güncel Uygulama
10803 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı eki Karar ile, 5746 ve 4691 sayılı Kanunlar kapsamında uygulanmakta olan girişim sermayesi uygulamasında önemli değişiklikler yapılmıştır. Söz konusu düzenleme, Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerinden yararlanan kurumlar açısından zorunlu bir yükümlülük ile bu yükümlülüğe bağlı olarak ortaya çıkan ek bir kurumlar vergisi avantajını birlikte içermektedir.
4691 sayılı Kanun kapsamında Teknopark şirketleri ve 5746 sayılı Kanun kapsamında Ar-Ge ve Tasarım Merkezleri, Tekmer girişimcileri ; 2025 yılı kazançları üzerinden yararlanılacak indirim ve istisnalar toplamı 5.000.000 TL ve üzerinde olan kurumlar vergisi mükellefleri, ilgili tutar üzerinden %3 oranında karşılık ayırmakla yükümlü hale gelmiştir. Ayrılan bu karşılığın, en geç 31.12.2026 tarihine kadar mevzuatta öngörülen şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Ayrılan Tutarın Kullanımı ve Muhasebeleştirilmesi
%3 oranında ayrılan tutarın, geçici hesabın oluştuğu yılın sonuna kadar;
- Türkiye’de yerleşik girişimcilere yatırım yapmak üzere kurulmuş girişim sermayesi yatırım fonu paylarının satın alınmasında,
- Girişim sermayesi yatırım ortaklıklarına sermaye olarak konulmasında,
- Teknoloji geliştirme bölgelerinde faaliyet gösteren kuluçka merkezlerindeki girişimcilere sermaye aktarılmasında kullanılması zorunludur.
Buna ek olarak, ayrılan tutarın kurumlar vergisi beyannamesinin verilme süresi sonuna kadar pasifte geçici bir hesapta izlenmesi ve geçmiş yıl kârlarının fon tutarı kadar azaltılması gerekmektedir.
Ek Vergi Avantajı: Zorunlu Girişim Sermayesi Fonuna Bağlı Kurumlar Vergisi İndirimi
%3 oranında girişim sermayesi fonu ayırma yükümlülüğü, tek başına bir vergi avantajı niteliği taşımamakla birlikte, bu yükümlülüğün Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 10/1-(g) maddesinde öngörülen şartlar çerçevesinde yerine getirilmesi halinde, mükellefler açısından ilave bir kurumlar vergisi indirimi imkânı doğurmaktadır.
Bu kapsamda, girişim sermayesi fonu olarak ayrılan tutarlar; kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde ayrıca gösterilmek kaydıyla, kanunda belirtilen sınırlar dahilinde kurum kazancından indirim konusu yapılabilmektedir. Böylece mükellefler, mevzuat gereği ayırmak zorunda oldukları tutarı aynı zamanda vergi matrahını azaltan bir unsura dönüştürebilmektedir.
Söz konusu indirimin uygulanabilmesi için;
- İlgili yılda ayrılan fon tutarının, kurum kazancının %10’unu aşmaması,
- Ayrılan fonların toplamının şirket öz sermayesinin %20’sini geçmemesi,
- Fonun ayrıldığı yılın sonuna kadar Türkiye’de kurulmuş ve Sermaye Piyasası Kurulu’nun düzenleme ve denetimine tabi girişim sermayesi yatırım fonlarına yatırım yapılması,
- Ayrılan tutarın ilgili yılın kurumlar vergisi beyannamesinde ayrıca gösterilmesi
şartlarının birlikte sağlanması gerekmektedir.
Bu çerçevede işletmeler, %3 oranındaki yasal yükümlülüğü yerine getirirken, bu yükümlülüğün doğru şekilde yapılandırılması halinde Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 10/1-(g) maddesi kapsamında ek bir vergi avantajından yararlanma imkânına sahip olmaktadır.
Beyan Süreci ve Uygulamada Dikkat Edilecek Hususlar
İstisna dışı kazancı bulunan teknopark şirketleri ile Ar-Ge ve Tasarım Merkezlerinin, söz konusu kurumlar vergisi indiriminden yararlanabilmeleri için 2025 yılı kurumlar vergisi beyannamesinde yer alan:
“VUK 325/A’ya Göre Girişim Sermayesi Fonu Olarak Ayrılan Tutarlar (KVK 10/1-g)”
satırını doldurmaları ve özel fon hesabına alma işlemini beyanname verme süresi sonuna kadar tamamlamaları gerekmektedir.
İndirim Tutarı Nasıl Hesaplanır?
Girişim sermayesi fonuna ilişkin kurumlar vergisi indiriminde esas alınacak tutar, doğrudan ticari bilanço kârı değildir. Hesaplama yapılırken öncelikle ticari bilanço kârına kanunen kabul edilmeyen giderler eklenir. Daha sonra geçmiş yıl zararları ile varsa diğer tüm indirim ve istisnalar düşülerek, indirime esas kazanç tutarı belirlenir.
Bu hesaplama yöntemi, girişim sermayesi fonu indiriminden yararlanılabilecek üst sınırın doğru tespit edilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.
Fonun Ayrılması ve Muhasebeleştirilmesi
Vergi Usul Kanunu’nun 325/A maddesi uyarınca girişim sermayesi fonu, ilgili hesap dönemine ait kazanç üzerinden ayrılmakta ve şirket kayıtlarında pasifte özel bir fon hesabında izlenmektedir. Fonun muhasebeleştirilmesi, izleyen hesap döneminin başından itibaren kurumlar vergisi beyannamesinin verildiği tarihe kadar yapılabilmektedir.
Fon Tutarlarında Üst Sınırlar ve Dikkat Edilecek Hususlar
Girişim sermayesi fonu uygulamasında her yıl ayrılan tutarlar ayrı ayrı değerlendirilir. Önceki yıllarda ayrılmış olan fonlar için yeniden indirim hesaplanması söz konusu değildir.
Buna ek olarak, ayrılan fonların toplam tutarı hiçbir şekilde şirket öz sermayesinin %20’sini aşamaz. Bu sınır, özellikle yüksek tutarlı Ar-Ge ve teknopark kazancı elde eden şirketler açısından uygulamada dikkat edilmesi gereken temel kriterlerden biridir.